Temmuz 12, 2026
ABD’de Yapay Zekâ Riski, BIST’te Fitch Haftası

Piyasalar yeni haftaya iki farklı hikâyeyle giriyor..
ABD’de yapay zekâ yatırımları büyümeyi destekliyor, teknoloji şirketleri yüz milyarlarca dolarlık sermaye harcamalarına hazırlanıyor ve yarı iletken hisseleri sert satışların ardından tepki arıyor.
Borsa İstanbul’da ise endeks uzun vadeli güçlü görünümünü korurken yabancı yatırımcının ilgisi hisse senetlerinden çok tahvillere yöneliyor. Üstelik 15 Temmuz tatili nedeniyle işlem haftası dört güne düşerken cari denge, bütçe verileri ve Fitch değerlendirmesi aynı haftaya sıkışıyor.
Ancak iki piyasanın da cevaplaması gereken soru aynı:
Yükselişin arkasında gerçek ve geniş tabanlı bir güç mü var, yoksa piyasa giderek daha dar bir hikâyeye mi bağımlı hale geliyor?
ABD Piyasası Tek Bir Hikâyeye Bağlanıyor
Yapay zekâ artık yalnızca teknoloji sektörüne ait bir büyüme teması değil. ABD ekonomisinin, şirket yatırımlarının, kurumsal borçlanmanın ve S&P 500 performansının giderek aynı yatırım döngüsüne bağlandığı görülüyor.
Tahminlere göre ABD ekonomisinin 2026 yılındaki büyümesinin yaklaşık yarısı yapay zekâ, veri merkezi ve bunlara bağlı enerji altyapısı yatırımlarından geliyor. Bu durum ilk bakışta güçlü bir yatırım dalgasına işaret ediyor.
Fakat aynı zamanda ciddi bir konsantrasyon riski yaratıyor.
S&P 500 içerisindeki bilgi teknolojileri sektörünün ağırlığı yaklaşık yüzde 38 seviyesinde. Amazon, Alphabet ve teknoloji bağlantılı diğer büyük şirketler eklendiğinde toplam ağırlık yüzde 50’nin üzerine çıkıyor.
Dolayısıyla yüzlerce şirketten oluşan bir endekse yatırım yapmak, artık yüzlerce farklı ekonomik riske yatırım yapmak anlamına gelmiyor. Endeksin önemli bir bölümü aynı temel varsayıma dayanıyor:
Yapay zekâ yatırımları gelecekte yüksek ve sürdürülebilir nakit akışı üretecek.
Bu varsayım doğru çıkarsa mevcut yatırımlar yeni bir verimlilik ve büyüme döneminin başlangıcı olabilir. Yanlış çıkarsa yalnızca teknoloji hisseleri değil; yarı iletkenler, veri merkezleri, enerji altyapısı ve kredi piyasaları da aynı anda düşer ve endeks tarihinin en büyük çöküşlerinden birini yaşar.
Büyük Harcamalar, Büyük Getiri Anlamına Gelmiyor
Alphabet’ın yaklaşık 180 milyar dolar, Meta’nın 135 milyar dolar ve Amazon’un 200 milyar doların üzerinde sermaye harcaması planladığı belirtiliyor.
Bu rakamlar yapay zekâ talebinin güçlü olduğunu gösteriyor. Fakat piyasanın yaptığı temel hata, yüksek harcamayı otomatik olarak yüksek getiriyle eşitlemek.
Şirketlerin veri merkezi kurması, gelişmiş çiplere milyarlarca dolar harcaması ve yeni modeller geliştirmesi, yatırımların yüksek sermaye getirisi üreteceğini kanıtlamıyor.
Üstelik modeller arasındaki fark giderek azalıyor. Bir dönem bir şirket lider görünürken, birkaç ay sonra başka bir model öne çıkabiliyor. Ürünler kolayca ikame edilebiliyorsa sektör büyüse bile şirketlerin fiyatlama gücü sınırlı kalabilir.
Asıl test, yapay zekâ hizmetlerinin gerçek maliyetlerinin kullanıcılara yansıtılmasıyla başlayacak.
Düşük fiyatlar ve sübvansiyonlar ortadan kalktığında kullanım artmaya devam ederse yapay zekâ tezi güçlenecek. Şirketler kullanım kotaları koymaya, bütçeleri sınırlamaya ve daha ucuz modellere yönelmeye başlarsa geçmişte görülen talebin önemli bölümünün düşük fiyatlardan kaynaklandığı anlaşılacak.
Yarı İletkenlerde Nadir Görülen Sinyal
Yapay zekâ yatırım döngüsüne ilişkin temel riskler devam ederken yarı iletkenlerde teknik açıdan tamamen farklı bir tablo oluşuyor.
S&P içerisindeki yarı iletken ve yarı iletken ekipmanı şirketlerinin yaklaşık yüzde 87’si, 14 günlük göstergelere göre aşırı satım bölgesine geriledi. Sektörde bu ölçekte yaşanan toplu satışlar “washout” olarak tanımlanıyor.
Haftalık analiz raporunda paylaştığım ve Salı günü videoda göstereceğim grafikte, benzer sinyallerin geçmişte nadiren ortaya çıktığı görülüyor. Önceki 12 sinyalin dokuzunda sektör takip eden üç ay içerisinde daha yüksek seviyelere ulaşmış. Bu yaklaşık yüzde 75’lik tarihsel başarı oranına karşılık geliyor.
Bu veri kısa vadeli bir tepki yükselişi ihtimalini ciddi biçimde artırıyor.
Ancak burada kritik ayrımı yapmak gerekiyor:
Tepki yükselişi ile yeni bir yükseliş trendi aynı şey değil.
Sektör aşırı satılmış olabilir ve satış yapan yatırımcıların önemli bölümü piyasadan çıkmış olabilir. Bu durum sert bir yükseliş üretebilir. Fakat kırılan destekler geri alınmadan, daha yüksek dip oluşmadan ve göreceli güç toparlanmadan kalıcı dip ilan etmek erken olur.
Yüzde 75 olasılık güçlüdür, fakat kesinlik değildir.
Banka Bilançoları Gerçek Ekonomiyi Gösterecek
Yeni bilanço sezonu büyük ABD bankalarının sonuçlarıyla başlayacak.
Piyasanın yalnızca açıklanan kârlara değil; kredi büyümesine, net faiz marjlarına, kredi kartı gecikmelerine, ticari gayrimenkul karşılıklarına ve yatırım bankacılığı gelirlerine odaklanması gerekiyor.
Bankalar ekonomideki zayıflığı genellikle teknoloji şirketlerinden daha erken gösterir. Tüketici kredilerinde bozulma, kredi kartı gecikmelerinde artış veya ticari gayrimenkul karşılıklarında yükseliş görülmesi, yapay zekâ yatırımlarının arkasında daha kırılgan bir ekonomi olduğunu gösterebilir.
Jeopolitik cephede ise Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim yakından takip edilmeli. Petrol ve enerji maliyetlerinde kalıcı bir yükseliş, yalnızca enflasyonu değil, yüksek enerji tüketen veri merkezlerinin maliyetlerini de artırabilir.
ABD piyasasının kısa vadeli görünümü bu nedenle ikiye ayrılıyor: Yarı iletkenlerde teknik tepki ihtimali güçlenirken, yapay zekâ yatırımlarının ekonomik geri dönüşüne ilişkin orta vadeli soru işaretleri büyüyor.
Borsa İstanbul’da Dört Günlük Büyük Test
ABD piyasasında ana risk yapay zekâ konsantrasyonuyken, Borsa İstanbul’da sorun yükselişin kalitesi.
BIST 100, 10 Temmuz seansını 14.321,19 puandan tamamladı. Fakat yeni haftada endeksin birkaç yüz puan daha yükselip yükselmeyeceğinden daha önemli bir mesele var:
Bu hareket yabancı yatırımcı talebi, piyasa genişliği ve ekonomik veriler tarafından destekleniyor mu?
15 Temmuz nedeniyle Borsa İstanbul çarşamba günü kapalı olacak. Bu nedenle hafta yalnızca dört işlem seansından oluşacak.
Daha az işlem günü, daha az risk anlamına gelmiyor. Tam tersine riskin daha dar bir zaman aralığına sıkışmasına neden oluyor.
Borsa Kapalıyken Dünya İşlemeye Devam Edecek
Çarşamba günü Borsa İstanbul kapalıyken Çin’in büyüme, sanayi üretimi ve perakende satış verileri açıklanacak. ABD tarafında ise üretici enflasyonu ve Fed Bej Kitap yayımlanacak.
Bu verilerin küresel tahvil faizlerini, dolar endeksini veya emtia fiyatlarını sert biçimde hareket ettirmesi halinde BIST yatırımcısı bu fiyatlamaya ancak perşembe açılışında tepki verebilecek.
Bu nedenle salı günü kapanışa yüksek kaldıraçla veya tek bir sektörde yoğunlaşmış şekilde girmek ciddi fiyat boşluğu riski taşıyor.
Kısa hafta sakin hafta değildir. Piyasa yalnızca iki seans arasındaki haber akışını tek açılışta fiyatlamak zorunda kalabilir.
Cari Açık Gerçekten Daralıyor mu?
Haftanın ilk önemli verisi Mayıs ayı cari işlemler dengesi olacak.
Nisan ayında cari işlemler hesabı 5,7 milyar dolar açık verirken, yılın ilk dört ayındaki toplam açık 29,4 milyar dolara ulaşmıştı. Mayıs ayında ise açığın yaklaşık 1,3-1,5 milyar dolar seviyesine gerilemesi bekleniyor.
Beklentiden daha iyi bir veri TL, tahvil piyasası ve rezerv görünümü açısından olumlu değerlendirilebilir.
Ancak tek bir iyi veriye bakarak dış dengelenme hikâyesi yazmak hata olur. İyileşmenin enerji fiyatlarından, altın ithalatındaki geçici değişimlerden veya kalıcı bir ihracat artışından mı kaynaklandığı ayrıştırılmalı.
Cari açığın beklentilerin üzerinde kalması ise dış finansman ihtiyacının hâlâ yüksek olduğunu ve rezervlerdeki toparlanmanın tek başına yeterli olmadığını gösterebilir.
Yabancı Türkiye’yi Alıyor, Ama Borsa’yı Değil
BIST açısından haftanın en kritik göstergelerinden biri yabancı yatırımcı alımı.
3 Temmuz ile sona eren haftada yabancılar yalnızca 11,5 milyon dolarlık hisse senedi alırken, 572 milyon dolarlık devlet tahvili ve 441,1 milyon dolarlık özel sektör tahvili aldı.
Bu tablo yabancı yatırımcının Türkiye hikâyesini tamamen reddetmediğini gösteriyor. Ancak tercih açık biçimde hisse senetlerinden yana değil.
Yabancı yatırımcı şu anda şirket büyümesi veya BIST rallisinden çok faiz ve carry getirisine odaklanıyor.
Bu ayrım önemli. Çünkü tahvil piyasasına güçlü para girişi olması, Borsa İstanbul’da kalıcı ve geniş tabanlı bir ralli oluşacağı anlamına gelmiyor.
TCMB rezervlerinin aynı haftada 10,5 milyar dolar artarak 159,7 milyar dolara yükselmesi dış kırılganlık açısından olumlu. Fakat rezerv artışı ile hisse senedi talebi aynı şey değil.
Kalıcı bir yükseliş için yabancı hisse alımlarının hızlanması, işlem hacminin artması ve hareketin birkaç büyük şirketten daha geniş bir gruba yayılması gerekiyor.
Fitch Kararında Not Artışından Çok Ton Önemli
Fitch Ratings’in Türkiye değerlendirmesi 17 Temmuz Cuma günü açıklanacak.
Kuruluşun nisan ayında görünümü pozitiften durağana çekmiş olması nedeniyle, bu kadar kısa bir süre içerisinde not artırımı beklemek gerçekçi değil. Baz senaryo kredi notu ve görünümün korunması.
Piyasa açısından asıl önemli konu, açıklamanın tonu olacak.
Fitch’in rezerv birikimi, enflasyon, bütçe disiplini, bankacılık sistemi ve dış finansman ihtiyacı hakkındaki değerlendirmeleri yakından izlenecek.
Özellikle bankacılık hisselerinde yalnızca not artışı beklentisine dayanarak pozisyon almak zayıf bir tez. Fitch’in finans sektörüne ilişkin görünümü yakın zamanda “kötüleşen” olarak değiştirmesi, bankaların risklerinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.
Zorunlu karşılık düzenlemesinin bankalara etkisi de tek yönlü değil. Sonuç, her bankanın döviz mevduatı yapısına, likiditesine ve fonlama maliyetine göre değişecek.
Haftanın Gerçek Sorusu Endeksin Yönü Değil
13-17 Temmuz haftasında ABD ve Türkiye piyasaları farklı katalizörlerle hareket edecek. Ancak iki piyasanın ortak sorunu aynı: konsantrasyon.
ABD ekonomisi ve S&P 500 giderek yapay zekâ yatırım döngüsüne bağımlı hale geliyor. Yarı iletkenlerde kısa vadeli tepki ihtimali güçlense de kalıcı dip henüz doğrulanmış değil.
Borsa İstanbul’da ise yükselişin yabancı hisse talebine değil, büyük ölçüde yerli yatırımcı hareketlerine ve birkaç güçlü şirkete dayanma riski bulunuyor. Yabancı yatırımcı Türkiye’ye dönüyor olabilir, fakat şu anda ağırlıklı olarak tahvil satın alıyor.
Bu nedenle yeni haftada yalnızca endekslerin yükselip yükselmediğine bakmak yetersiz kalacak.
Asıl takip edilmesi gerekenler; yükselişin kaç şirkete yayıldığı, işlem hacminin güçlenip güçlenmediği, yabancı paranın hangi varlığa gittiği ve açıklanan verilerin geçici mi yoksa kalıcı mı olduğudur.
Çünkü piyasada görünen yön kadar, o yönü taşıyan sermayenin niteliği de önemlidir. Zayıf temeller üzerinde yükselen bir endeks fırsat gibi görünebilir. Çoğu zaman yalnızca riskin henüz fiyatlanmadığını gösterir.
Burada yalnızca piyasanın ana çerçevesini paylaştım. Güncel trade listeleri, portföy değişiklikleri, detaylı analiz raporları ve özel hisse analizleri yalnızca Telegram grubunda yayınlanıyor. Piyasayı uzaktan izlemek yerine, hazırlanan planı ve işlemleri yakından takip etmek için gruba katılabilirsiniz.

