Kapitalizm, bir zamanlar tarihin en güçlü refah motoruydu.
İnsanlığın binlerce yıldır ulaşamadığı üretim gücünü, yeniliği ve verimliliği mümkün kıldı.
Onu diğer sistemlerden ayıran şey sömürü değil, teşvik mekanizmasıydı:
Risk alan, üreten, yenilik yapan ödüllendiriliyordu.
20. yüzyılın ortasında bu model, milyonları yoksulluktan çıkaran en etkili sistem haline geldi.
Güçlü özel sektör, rekabet, serbest ticaret ve bireysel mülkiyet…
Hepsi bir araya geldiğinde ekonomik dinamizm yarattı.
Kapitalizmin başarısı, eşit sonuçlar üretmesinde değil, fırsat eşitliği sunmasındaydı.
Ama o fırsatlar artık yok.
1. Gelir ve Yaşam Maliyeti Arasındaki Kopuş
Türkiye’de son on yılda ortalama maaşlar nominal olarak %300’den fazla arttı,
ama konut fiyatları aynı dönemde %900’ü geçti.
Bu fark, emeğin artık varlık fiyatlarıyla rekabet edemediğini gösteriyor.
Orta sınıf, birikim yapamadığı gibi barınma hakkını da kaybediyor.
Bir genç için ev sahibi olmak artık istisna, kural değil.
2. Eğitim Artık Sosyal Mobilite Sağlamıyor
Üniversite mezuniyet oranı yükselirken, ekonomik mobilite aynı hızda düşüyor.
TÜİK’e göre genç işsizlik %25 civarında.
Mezunların %40’ı, alan dışı düşük ücretli işlerde çalışıyor.
Yani eğitim artık “yukarı çıkma” değil, “yerinde sayma” aracına dönüştü.
3. Borç Ekonomisi: Yeni Yaşam Biçimi
Kredi kartı borçları üç yılda üç katına çıktı.
Artan faizler, gelirin en büyük payını borç servisine yönlendiriyor.
Tüketim, kazançtan değil borçtan besleniyor.
Bu sürdürülebilir bir büyüme modeli değil — sadece günü kurtaran bir refah illüzyonu.
4. Çalışmanın Reel Getirisi Azalıyor
Ücret artışları enflasyonun gerisinde kaldı.
Bu nedenle istihdam artık güven değil, hayatta kalma stratejisi.
Gençler uzun vadeli kariyer planı yapmıyor çünkü sistem uzun vadeli bir ödül sunmuyor.
Bu, toplumsal tembelliğin değil, ekonomik rasyonalitenin sonucu.
5. Sosyal Normların Çözülüşü
Her neslin bir öncekinden daha iyi yaşayacağı inancı,
ekonomik sistemin meşruiyet temeliydi.
Bugün o inanç kayboldu.
Gençler artık “başarı”ya değil, “zararı azaltmaya” odaklanıyor.
Kapitalizmin Türkiye’deki versiyonu, üretimden çok rant ve tekel üzerine kurulu.
Bu nedenle gençler ya sistem dışına çıkıyor ya da ülkeden gidiyor.
6. Umutsuzluk Ekonomisi
Bu tablo, kapitalizmin reddi değil.
Asıl sorun, kapitalizmin uygulanamaması.
Serbest piyasa ilkeleri kâğıt üzerinde var,
ama pratikte piyasa rekabetçi değil, devlet odaklı.
Kaynak dağılımı üretkenliğe değil, yakınlığa ve güce göre belirleniyor.
Sonuçta sistem, girişimciyi değil bağlantıyı ödüllendiriyor.
Emeğin değil, erişimin ekonomisi bu.
7. Çıkış Yolu: Gerçek Kapitalizmi Geri Getirmek
Bu girdaptan çıkış, kapitalizmin yerine başka bir şey koymakla değil,
onu yeniden doğru biçimde uygulamakla mümkün.
- Vergilerin düşürülmesi, üretimin nefes almasını sağlar.
- Devlet harcamalarının azaltılması, kaynak israfını önler.
- Kamu tekellerinin yerine rekabetçi özel sektör güçlendirilmelidir.
- Girişimciliği ve yeniliği teşvik eden, düşük bariyerli bir piyasa düzeni kurulmalıdır.
- Fırsat eşitliği, sübvansiyonla değil, adil oyun alanıyla sağlanmalıdır.
Gerçek kapitalizm, ayrıcalığı değil verimli olanı ödüllendirir.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, ideolojik değil işleyen bir sistem.
